uğur çiftçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uğur çiftçi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şub 2009

arsız bakire

mahcup gecelerdeki tutunacak dalınım bu uçurumda
özleyişle dolu bir hüzün bizi birleştiren
hani o ilahi aşklarla dolu bekleyiş..
masum sevdasını bir yılanın zehrinden alan öksüz sevi
ya annesi var ya da babası

kapı eşiklerindeki yaşlara teslimsin
yüksek duvarlardan düşen haylaz orospu
bekaret tapınağının kutsal fahişesi
tapınağın kutsal bakiresi...
ölüm öncesi iniltilerin yorgun arayışları
düşlerinde soluk bulur
ihtirasın süt liman olmuş bir okyanus
derinlikte vahşi akıntıları olan

Read more...

16 Oca 2009

matmazel boyalıkuş




hüzün sızar araladığında
boyadığı yalancı kirpiklerinden
gözleri ödlek ağıtlar döker bayanın
sağlam ellerine
avucunda kahkaha taşır matmazel
okşar utanmazlığı cesurca
yeraltında uçan boyalı kuş


sahneyi arşınlıyor yüksek topuklarıyla
delikanlılar hayran güçlü vücuduna
çevik bir albatros sığ sularda
ağzında şarkılar
savaşmak için doğdu matmazel
kanat çırpıyor yaşamak için
edasında bir sessizlik


dalgın bakışlarında geçmişi taşır
ustura kadınlar, iğdiş oğlanlar
sokakların ince yaradılışlısı
merhametli yiğit
düşlerine giden geçide doğru
derin bir kuyu açıldı ağladığında
yastığına akan kırmızı sonu oldu ömrünün

Read more...

8 Oca 2009

çelişkiler şiiri

çelişkili bir girdaba akıyoruz
umudun acemisiyiz bu toplantıda
dışarda bir kavga ki
koyun koyuna cellatla kurban
kuşku dağıtan ezgiler söylüyor karabatak

çelişkili bir korkuya düşüyoruz
bitme riski taşıyor her parçamız
parçalandık bilesin sokaklarda odalarda
söz söze küsmüş akıl akıla
susalım yalnızlığımızı çalan bu toplantıda

tutarlı bir kaçış yolu buluyoruz
herkes sağındaki oluyor bir başkası
önce kendimizden geçiyoruz
sonra sahip olduklarımızdan
bir de bakmışız fark yok aramızda
aynıyız.

Read more...

5 Oca 2009

kaybolanlar

puslu bir uyku döküldü dilime
yalnızlığın çarmıhında geçirdim inzivamı

ölüm umulmadık anda gelir
birden çıktım kapından
yanılmış bir tebessümle

kadın sihirli bir değnektir
dört yana büyüyen vajinasına rağmen
değdi mi erkeğe felç eder
içine gömer rüzgarın doğasını
geriye ne hoş meltemler kalır
ne de silen tayfunlar

uslu bir kin damladı dudağıma
yalnızlığın tahtına gömüldüm

sadakat kıl kadar incedir
mahrem noktalarda biter
öyle aradım sırrını

kadın maskeli balodur
tek başına altüst eder şenliği
değdi mi peçesi yüzüne
ardına saklanır yalanlarının
orda biter itikadı adamın aşka
ve dans başlar aynı adımla

Read more...

27 Ara 2008

tepki

bilenmiş yalnızlıkları andırıyor
küse düşmüş yaşamlardan kalan
ten-dışı ıstıraplar
sokak köpekleri şefkate aç
kaldırım piçleri tinere
diller söz dökmeyi bekliyor
renkli tabletlere
başka yolu yok şiirin
başka yolu kalmadı
bilekler yalnızlıkla kesildi
yollar tutulmuş düş korkusuyla
on ikiye ramak kala güle dönmüş
tehlikeli kan damlaları
zoraki bir tebessüm
ölünün gözlerinden akan

Read more...

13 Ara 2008

echo’ya

üzerime düşüyor ormanın koyu gölgeleri
ağıda bulandı buğday tarlaları
bir zaman
bitap düşmüş ağlamaktan
suyun kenarında
dudaklarından kan boşaldı
menekşeler kondu dağlara


yıllar önceydi söz bitti içimde
ağzımdaki kilidi açmaz dilim
taş oldu kalbim, nilüfer toprağa küstü
hüznün susku cinneti suya düştü

uzun bir hikaye değil bu…

Read more...

26 Kas 2008

boynumdan dökülen bu dokunuşlar…



boynumdan dökülen bu dokunuşlar…
bitiş anıyor tenimi.
kış gülüşü oynaşıyor sonla.
bitiş anıyor gözlerimi.
ölüm benden çok uzakta.
sözlerim kısa ömrümün çakılları.

ben insanın tabiatıyla
koşarken gizli bahçemde
dudaklarımı okşuyor rüzgar.
boşluk alıyor benliğimi
koşarken gizli bahçede.

bitmek ne güzeldir
tanrının kollarında,
seviyorsan eğer onu
ve açmışsan ellerini.
ne güzeldir bitmek
tanrının kollarında.

kızıl saçlı kadın
geldiğinde bana
huzur bulacak kalbim
belki de

fotoğraf : josef koudelka

Read more...

7 Kas 2008

yaşlı bir bıçkının eline dokundu öyküm
öyle titrek, öyle inançlı
ve zaman tüm olmakları sildi benliğimden
bir incir ağacının dallarında
sonbaharı tattığımda
öyle çıplak, öyle masum
ateşi göbeğimde duydum
söndüm, günahı bildim ilk kez

Read more...

31 Eki 2008

kaynak

görüyorum
nefes alıyorsun orda
unuttuğum bir yağmur damlası gibi
boynundaki ince tüyleri öpüyorum

ölü bir yıldızı kokluyorum, ordasın
sakladığı bir giz var ormanın
kazıyorsun toprağı çıplak ellerinle
atıyorsun kenara, köklerini söküyorsun soyun
dökülüyor özsuyu hayatın
açtığın çukurda sönüyor ışık

görüyorum
kalçana düşmüş yorgan
bedenin soğuk

Read more...

16 Eyl 2007

bir yitmişliğin öyküsü

bir yitmişliğin öyküsüdür yaşanan

kaybolmuş onurun sahte avuntusudur.

günaha bulanmış ruhun çektiği sancı

kuru gözlerle ağlamaktır yaşanan.

yeni zaman benliklerinde silinmiş

bir han yalancısıdır konuşan.

yolunu arar bedenden bedene

günaha çarpar tövbe diline düşünce.

utancın unutulmuşluğunda kalmış

bir histi duyumsadığı sızı.

kasvetli kiliselere saldı ruhunu

bir papazın sakalındaki sözlerle.

iradenin kaynadığı bir kazandır dünya.

içinde erir inanç, erdem, duygu...

karmaşıklığın kanına siner ruh.

unutulur herkes aynada görülünce akis.

bir şarap şişesine akar bazen.

şarap acısını boğar, ruhu şişeyi doldurur.

çaresizlik avlusunda sızar belki ölür diye,

nihayet ölüm gelir bir tıkaç olur şişeye.



varlık

aralık 2004

Read more...

20/07/2007


00:00’dan sonra

tam bir yıl önceydi. bu saatlerdi, eminim. hayatıma, yüreğime izi hiç silinmeyecek bir yara açıldı. ilk darbeleri yedim. tatlı bir uyuşuklukla sardı ruhumu. bilemezdim. yalanlara kanmaya bugün başlamıştım. ama artık bitti. oyun biteli çok oldu. şimdi acılar yaşanıyor. arta kalandan yepyeni bir anka yaratılıyor. bu sefer kalbi yok. olanların tek suçlusu o!

geride bıraktığım bir yıl bana ne bıraktı?avuçlarımdan kan akmıyor artık. kalbe dair umudunu yitirince insan, artık sıkmıyor dikenleri ayalarında. savaşmak nefes almaya indirgeniyor birden. koşmaya gerek yok. hayat yavaşlıyor. nabız atışları düşüyor..

acıyla yalpalayana dek yalnızlığa dökülüyor insan. büyümek deniyor hayatta kalmaya. ayağa kalkmaya direnmek. kaybolmaya hayatın anlamsızlığı diyiveriyor ve çıkıyor işin içinden. belki de haklıdır.

umursamamayı öğrendim işte. yalanlara rağmen kirletmemeyi elimdekileri. ’yalansa yalanı sevmeyi’, sevdiğimi saklamayı, hiç kimseye göstermeden nefretle üstünü örtmeyi öğrendim. çünkü bir aptal gibi davrandım. hep aptaldım zaten. bedenimi sunduğumda da, kalbimi açtığımda da. ikisi de bir. ikisi de bana ait. ve değerliyim. değerli bir aptalım. kimse el süremez bana. etim kokuşana kadar tanrıların meyvesi kıymetinde. ’seversen sikilirsin.’ dediler, bıraktım sevmeyi. sevdirmedim de kimseye kendimi. korkularla boğuştum durdum. türlü türlü korkular. paranoyalara dönen korku nöbetleri. seversem gider sandım. o gitmese ben gittim. ‘ya beni bırakırsa!’ diye kaçtım sevme olasılığım olan herkesten.Aynı oranda bedenimden de vazgeçtim. bir zamanlar kendimi adadığım o büyük fahişelik kumrunu(?) da terk ettim gitti. =)

bedenim tok, kalbim boş.

yazacak çok şey var. susmayı tercih ediyorum.

hissetmek yazmaktan daha yoğun ve akıcı..

Read more...
Web Stats

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP