26 Haz 2009

cuidar de ti ines..

onu ilk ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. ama ilk sohbetimiz odasında verdiği bir partide olmuştu. 417 numaralı odada votkalar içildi, siyaset ve dinden bahsettim. sağ görüşten olduğunu söyledi ve bu konular hakkında tartışmak istemediğini belirtti. niyetimin tartışmak değil, öğrenmek olduğunu söylediğimde "tamam" dedi ve anlattı sabırla. hayatımda tanıdığım en mükemmel insanlardan biridir ines. aylarca yabancı bir memlekette tekbaşına ayakta duran bir kadın. buradaki diğer erasmus öğrencilerinden farklı olarak o 30 hemşeriye sahip değildi. dilini konuşabildiği hiçkimse yoktu. aramızda sessizce dolaştı biz türkçe'ye kendimizi kaptırdığımızda. uyumluydu, hayır demedi hiçbir şeye. öyle ki elimizle yemek yediğimizde bizi izledi ve o da aynını yaptı. ines bir insan olarak tanıdığıma memnun olduğum nadir insanlardandır.

iki aydır aynı katta yaşıyoruz ines'le. eski oda arkadaşı büyükannesinin ablası aracılığıyla yolldığı parayı çalmasına ve kıyafetlerini sormadan kullanmasına ses çıkarmadan odasını değiştirdi. yakınındakilerden başka kimseye söylemedi ne olduğunu. sustu. odasını değiştirdi. o kadar düzgün bir insan ines. kadınıyla erkeğiyle herkes aşık ines'e. o kadar iyi bir insan ines.

iyi insanlar neden açık hedef halindedir bilmiyorum. kalp yarası oldu onunda. klüplerde hırçın delikanlılık yapan bir türk erkeğine kaptırdı gönlünü. delikanlının da gönlü vardı onda ama saçma sebeplerden dolayı olmuyordu; türkiye'den müslüman bir kızla evlenmek. ines çok acı çekti ama vakurdur. kimseye göstermedi zayıflığını. çoğu zaman kapalı bir kutu oldu. yüzüne baktığımda anladığımı sanıyordum onu. yüzüne baktığımda gördüğüm insandan memnundum.

yarım saat sonra bıçkın delikanlı tren istasyonuna götürecek ve yolcu edecek onu. bütün gece birlikteydik. kız kardeşlerimiz ağladı, ines ağladı. sonra mutfak eşyalarını bana vermek için toparlarken ben başladım ağlamaya. tabak, çanak, yiyecek, içecek ne varsa bir araya topluyordu. "seda bunu sevmez, biliyorum ama bunu da al." bile dedi. seda'nın sirke sevmediğini unutmadı o anda da. işte ines böyle düşünür insanları hep. ne yazacağımı kestiremiyorumines için. ama ispanya'da bir kız kardeşim olduğunu biliyorum. verdiği ispanyolca sözlüğü parçalayana kadar kullanacağıma da söz veriyorum.

cuidar de ti ines..

Read more...

24 Haz 2009

döküntü


geldi, kapımdan baktı çekinceli bir ifadeyle. beklenendi o, özlenen ama korkulan. güvenmediğinden korkarsın, tekrar tekrar tekrarlanan tereddütlerin olur. uzaktan bakarsın önce, temkinlisindir - öyle sanıyor da olabilirsin. suratına tükürmemek için tutarsın kendini kasım kasım. yavaş yavaş dökülür inciler, kelimeler cümlelere varır. bakarsın cengaver cesaretini takınmıştır yine. neye güvendiğini anlamazsın. sevgine mi? =) sevmek her koşulda yeniler mi? insan kendi içindeki sevgiye güvensin önce.

akıl ve kalp arasında gidip geliyorum. orta yolu bulacağımdır bir yerde. kalbimin bu hızlı atışları 'geri dönüş'ten midir, 'umut'tan mıdır bilemiyorum ama göğsümde nefesimi daraltan hissin neyden olduğunu biliyorum. üst paragrafta özet-üstü bir şekilde anlattığım durumdan kaynaklanıyor.

üçüncü paragrafı satırlarken (kalem kılıçtan üstündür! =)) bunu okuyacak olmasının verdiği rahatsızlıkla açık açık yazamamanın verdiği kaygılı vaziyeti belirtmek istiyorum. hazır direkt hitab etmişken şunu da ekliyim.. birlikteyken okumadığın kadar çok okuyorsun blogumu. işte buna kıl oluyorum abi! =)

Read more...
Web Stats

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP