ah o gemide ben de olsaydım mimi
kaçınılmaz olan geldi ve gayyor beni de mimledi. =) gözün gördüğüne söz ne yapsın diyerek kolaya kaçtım ve çantamı döktükten sonra fotoğrafını çektim. şu şudur, budur diye anlatmayacağım. siz zaten göreceksiniz. =).jpg)
kaçınılmaz olan geldi ve gayyor beni de mimledi. =) gözün gördüğüne söz ne yapsın diyerek kolaya kaçtım ve çantamı döktükten sonra fotoğrafını çektim. şu şudur, budur diye anlatmayacağım. siz zaten göreceksiniz. =).jpg)
ağaçların arasından sana baktım gizlice. eğleniyordun arkadaşlarınla. bu beni rahatlattı. onunla değil de arkadaşlarınlaydın. peki ne yapmalıydım şimdi. böyle kurmamıştım kafamda: yanında 'o' olacaktı. gelip "merhaba!" diyecektim. kim olduğumu biliyor muydu acaba, neye sebep olduğunu anlatacaktım ona. bir aptal gibi davranacaktım. ama yanında o yoktu. ne yapacağımı bilmiyordum artık; korku, heyecan ve gerilim.
h.'yi aradım.. 'haydarpaşada'yım ben de. yanına gelebilir miyim?'
aynı masalları anlatıyroum yine. h. beni anlayışla dinliyor. aynı anlayışı gösteremiyorum. h. beni anlıyor; o da sevmiş, o da yaralı. "seni görmesin. onunla konuşma!" diyor. yapamam ki. ölesiye seviyorum onu. gurur mu? hayır, aşk. onu görmek istiyorum. sarılmak istiyorum boynuna. o kokusu, meydan okuyan teni.. onu çok özledim.
ikna oluyorum. bir şart koşuyor h.: konuşmaya çalışma m. ile ya da sadece onu sevdiğini söyle. ve bir daha konuşmaya çalışma onunla, kendin için.
h.'ye minnettarım.
kalabalıktan uzakta, yol üstünde bir kenarda m.'yi bekliyorum. yüzümde bir gülümseme var işte. ne yapacağımı biliyorum. boynuna sarılıp onu ne kadar sevdiğimi söyleyeceğim. belki o da dayanamaz, beni ne kadar sevdiğini biliyorum.
bir el omzuma dokunuyor. bu o. yüzüne kendini beğenmiş bir gülüş yerleştirmiş. boynu morluklarla kaplı. bana tercih ettiği morluklar bunlar. bütün ahmaklığımla boynuna dolanıyorum. gözlerimi kapatıp kokusunu çekiyorum içime. kulağına uzanıp "lanet olsun ki herşeye rağmen seni seviyorum." diyorum. hiçbirşey söylemiyor. size çok ihtiyacı olan bir tanıdığı teselli ederken sırtına nasıl hafif hafif vurursanız öyle yapıyor. bırakma zamanım gelmiş. bu beni yaralıyor. artık sarılmamı bile istemiyor. h.'ye bakıyorum. duygusal bir sahne izler gibi ve şefkatle bizi izliyor kafasını yana eğerek. teşekkür ediyorum belli belirsiz. vedalaşıyoruz. biraz sonra arkama bakıyorum. onu giderken son bir kez daha görmek istiyorum. dramatik bir sahne daha. uzaktan seçiyorum ki o da bakıyor arkasına. aramızdaki fark; umrunda değilim.
© Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008
Back to TOP