5 Ağu 2008

aliens 2

bir ingilizce dersiydi. hoca 'group discussion' yaptıracaktı ve birileriyle ilk kez kaynaşmam kaçınılmazdı. önceden bahsettiğim ayrışmalar kendi içlerinde gruplarını oluşturmuşlardı bile. dışarıda kalan iki kişiyi de hoca önceki yazımda bahsettiğim 'çalışkan' kızların grubuna ekledi. böylelikle dört kişilik bir grup oluşturmuş olduk. muhabbetleri hoştu. çok da boş konuşmuyorlardı ve zeka parıltıları görülüyordu. ilginç bir şekilde magazini sıkı sıkıya takip ediyor ve kadın programlarından bahsedip gülüyorlardı. eleştirel yaklaşıyorlardı. bunun bir alışkanlık haline geldiğini bilemezdim o günlerde. bizim bölümde ne aradıklarını hiç bilmiyorum, çünkü apolitiktiler. sosyal demokrat tavırları ciddi -ancak gündelik- konuları konuştukça muhafazakarlığa kayıyordu. özet şuydu; zengin ve tutucu ailelerin çocukları ve kabuklarını kıramamış, aile içinde geçen yaşamlar. onları birbirlerine bağlayan nokta buydu. derslerin tam olarak ingilizce işlenmemesinden dem vuruyorlardı. derslerdeki zorluklar önemli değildi. onların ödevi öğrenci olmaktı ve ödevlerini çok iyi gerçekleştiriyorlardı.

bol bol dedikodu yaptık birlikte. bir ortamda sevmediğiniz insanlar varsa eğer, onlarla ilgili konuşursunuz. sınırları çok belirsizdir, ancak kaçınılmaz bir büyüsü vardır dedikodunun. geçen yazıda bahsettiğim kalabalık ve boş olan gruptan hoşlanmıyorlardı. üç erkekten oluşan grubla dalga geçiyorlardı. kendi aramızda 'altın kızlar' diye hitap ederdik onlara. sosyomanyak rüküş kızın hiç susmayan rahatsız edici sesinden dem vurur, gülerdik ona. derslerde onların yanında otururdum. öğlenleri birlikte yemek yerdik. tabi benim sınıf dışındaki arkadaşlarım yoklarsa.

sınıftan kendime arkadaş olarak seçtiğim bu iki kızla ilişkimiz bir başka ingilizce dersinden sonra zayıfladı ve koptu anlam veremediğim bir şekilde.bu da bir başka yazının konusu olacak bir hikaye..

Read more...

2 Ağu 2008

aliens - 1

ilk dönem başladığında okula büyük bir gerginlikle gitmiştim. sınıf arkadaşlarım nasıl 'yaratıklar' olacaklardı acaba? boyalı yüzleri, kararmış tenleri, küçük dünyaları, yamuk ağızları, sarı saçlarıyla ve daha bilimum 'yaratık' özellikleriyle donanmış nice tiplemeyle aynı havayı soluyacaktım?

ilk haftalar hiçkimseyle konuşmadım gerekmedikçe. derslere sık sık geç kalışım (hele ki ilk derslere kesin geç kalışım) ve rahat tavırlarım beni üst sınıftan sanmalarına neden olmuştu. onlardan biri olduğumu öğrenmeleri zaman aldı.

sınıftan birileriyle ilk, zorunlu kaynaşmama kadar uzun bir gözlem evresi geçirdim. en güçsüz parçaçıklar olan ilk gruplaşmaları inceledim. süslü ve boş konuşan kızlardan oluşan bir grup vardı. bunlar aralarında hemencecik kaynaşmış, diğerlerini dışlamaya bile başlamışlardı.

üç erkekten oluşan bir diğer grup da hazırlıkta tanışan üç burslu çocuktu. bunlar kurtlar vadisi izleyen, bölümle ilgili kitalar okuyan, derin devlet oyunları konusunda kahvede oturan adamlarla aynı düşüncelere sahip, muhafazakar-milliyetçi tiplerdi. onlara 'altın kızlar' derdim. genelde bir arada otururlardı derste. bazen de diğerlerinin aralarına karışıp onları incelerlerdi ama bana hep bir samimiyetsizlik hissi verdiler. hatta içlerinden biri derste o kadar çok konuşuyor ki sınıfta seven pek yok. hoca der anlatırken sürekli bir onaylamalar ya da reddetmeler gidiyor. hani sussa da dersi dinlesek diyoruz.ilk gördüğümde "erkeklerden bunu sevmeyeceğim kesin." demiştim kendi kendime..

bir diğer grup iki kızdan oluşuyorlardı. bu idealist kızlar için dersler önemliydi. önemli olmasına önemliydi dersler ama bunun sebebi yalnızca ders olmalarıydı. dersler dışında televizyondaki magazinel programları ve dizileri sıkı takip edip onlarla ilgili geyikler yaparlardı. diğerlerinden çok daha fazla takdir ettiğim bir davranış olduğunu kabul etmeliyim ancak bu davranışın sınırları aşılınca çevreye de aynı gözle bakmaya başlar insan.

sabit olmayan bir karakterimiz daha var. o da kızlardan gıcık olacağım karakter olarak seçilmişti. abartılı, kokoş bir tipti. kocaman halka küpeler takar, parlak ve süslü kemerlerle şıkır şıkırdır. hele o simli takıları.. bedeni bacaklarına oranla uzundu ve sonradan görme abartılı havasıyla annesinin kıyafetlerini giyinmiş ve süratını rasgele boyamış bir kız çocuğuna benzerdi. bir de sosyomanyak olur bu tipler. herkesi tanıyan sosyal insanlardır.

gelecek bölümlerde sınıfla ilk kaynaşmalarımı, sınıftaki ilk bölünmeleri ve ittifakları anlatacağım. ek olarak da gelecek teorilerimi ekleyeceğim. =)

Read more...
Web Stats

  © Blogger templates The Professional Template by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP